26 Şubat 2019 Salı

Yaşanmışlık

İnsanın 10 sene önceki hali,  bugünkü hali ile aynı olur mu hiç?

İşte yaşanmışlık sözcüğü can alıcı etkisini burada hissettiriyor. 
En sevdiğim kelime Türkçe'deki. Hiçbir dilde tam karşılığını bulamadım şimdiye kadar. Belki de dilimizin ve dolayısı ile kültürümüzün duygusal yoğunluklu olmasından kaynaklı bilemiyorum. 

Öyle bir kelime ki, telaffuz edildiği anda film şeridi gibi gözünün önüne seriyor insanın o zamana kadar yaşadığı hayatı bir anlığına. Kelime değil, yüzlerce anının bir sözcükte toplanmış hali adeta. 

Geçtiğimiz yaz eşimle gittiğimiz sahil köşelerinden birinde üniversiteden beri çift olan karı koca arkadaşlarımla denk geldik. Hatta keyifli bir gün geçirdik hep birlikte. Bir ara eşim, erkek olan arkadaşla muhabbete dalmıştı denizin içinde, biz hanımlar biraz açılırken. Sonra akşam günün kritiğini yaparken eşim dedi ki bana, seni çekiştirdik siz denizde açıldığınızda. Sen üniversitedeyken çok konuşuyormuşsun, arkadaşın şikayet etti seni bana dedi. Sonra da durdu baktı, seni çok konuşan biri olarak hayal bile edemiyorum dedi. Güldük tabi bunun üzerine. 

Güldük geçtik ama ben oturdum düşündüm. Onca yıl geçmişti aradan. Birden birkaç kare belirdi gözümde o yıllara dair. Hakikatten epey bir konuşuyordum. Fıkır fıkırdım. Yerimde duramıyordum. Sonra ne oldu da sustum acaba? Sadece sustum mu yoksa başka şeyler de var mıydı değişen?

Neredeyse 20 yıllık bir zaman diliminde, yaşanan tek bir şey değildi değişimin sebebi elbet. Hastalıklar, kayıplar, aşklar, kavgalar, hayal kırıklıkları, inişler çıkışlar, düşüp kalkıp yeniden düşüp yeniden kalkıp yeniden hayata tutunuşlar...

Ne kadar çok şey vardı yaşanan ve her yaşayışta insanın ruhunda ince bir iz bırakan. Hiç, bir daha aynı olur muydu insan? 

Kim bilir kaç kere susmak zorunda kaldıktan sonra, daha kabuğuma çekilmiş, daha az çıkarır olmuştum sesimi. Hayata karşı bir tepki miydi bu? Kendimi koruma yöntemi miydi? Yoksa bazen bazı şeyleri konuşmaya bile gerek olmadığını öğrenmiş olmanın tecrübesi miydi?  

Belki de başka bir sürü sebeple birlikte hepsi idi cevap. Hepsinin toplamına da "yaşanmışlık" deniyordu. 


21 Şubat 2019 Perşembe

Yeni Bir Sayfa

Madem ki ışık hızıyla değişiyordu her şey, yeni bir sayfa açma zamanı gelmişti artık. Akmayan, yürümeyen, yerinde sayan eskilerin yerine yenilerini koyma vakti...

Yazmadığım yılların acısını çıkarır mıyım bilmiyorum, ama yazacaksan da yeni bir sayfaya yazmalısın dedi iç sesim.

Aslında o kadar çok konuşuyor ki iç sesim, her konuştuğunu yazsam sayfalar alır. Ama sadece konuşması yeterli değil, derinlerde bir yerlerde hissetmem de lazım. 

Evet derinlerde yaşıyorum hislerimi, kendimle ilgili öğrendiğim ve yüzleştiğim şeylerden biri de bu. Her ne kadar düşüncelerim daha yüzeysel olsa da, duygularım, gözlemlerim hep derinlerde. O yüzden yetişemiyorum yazmaya, çünkü o kadar çok inişli çıkışlı duyguların yaşandığı bir hale geldi ki benim için son yıllar, tam bir duyguyu sindirip onunla ilgili düşünceyi yüzeye çıkarıp yazacak enerjiyi bulduğumda, farklı bir duygu sarmalının içine çekildiğim farklı bir olay geldi peşine. 

Peki neden iki ayrı dünya?
Kabullenmesi zor olsa da 40 yaşıma giderek yaklaştığım bu günlerde, her gün yeni bir farkındalıkla tanışıyorum. Bunların en önemlisi ise, gerek geriye dönüp baktığımda, gerekse bugüne baktığımda hayatın beni hep iki apayrı dünya arasında tercih yapmaya zorluyor oluşu. Benim ise tercih yapmayıp ikisinin de ortasında farklı bir dünya kurma savaşı veriyor oluşum. 

Ya çok kalabalık ya çok yalnızlık. Ya iş ya aşk. Ya iş ya aile. Ya aşk ya aile. Ya sevdiğim topraklar ya sevmediğim yabancı memleketler. Hep iki apayrı uç arasındayım. 

Belki bu ikiliklerin bazılarında tercih yapıp bazılarında gerçekten savaş vermem gerekiyor. İşte bu düşüncelerle çok meşgul zihnim ve ruhum. Bu yüzden iki ayrı dünya. Çünkü bütün gel-gitlerimin, soru işaretlerimin, derinlerde yaşadığım ruhsal mücadelenin ucu buraya çıkıyor. 

En büyük mücadelem, iki dünya arasında yepyeni ve farklı yeni bir dünya yaratmak...






Tarhana Çorbası

Ah o nasıl bir koku! Burnumun içinden usul usul geçip ciğerlerime dolmasıyla içimi ısıtıyor, bayram yerine çeviriyor ortalığı. Daha içmed...