Beni anlamıyorsun diye haykırdı
kadın. Kaçıncı kez haykırıyordu bu cümleyi kim bilir. Erkeğin beyni adeta geri
çeviriyordu kadının her cümlesini. Aynı cümleleri defalarca kurmuştu halbuki.
Bıkmadan, yılmadan, bin bir ümitle kurduğu cümleler yıllar sonra hala
anlaşılmayınca, artık kalbini incitmeye başlamıştı kadının. Kalbi kırıldıktan
sonra tekrar aynı olabilir miydi peki her şey? Bu kadar kolay mıydı?
Telefonu adamın yüzüne kapattı ve
hıçkırarak ağlamaya başladı. Konuşmanın ne anlamı vardı ki, kelimeler gitmesi
gereken yere ulaşmadıkça. En iyisi ağlamaktı. Fakat ağladıkça öfkesi daha çok
büyüyordu. Öfkesi büyüdükçe yıkıp devirmek istiyordu her şeyi çaresizce.
Evet yine o çaresizlik hissi gelip
bıçak gibi saplanmıştı göğsünün ortasına. En kötüsü de buydu zaten. O illet his
büyüdükçe, bir kördüğüm yerleşiyordu boğazına. Nefes alamıyordu. Telefonu
çalıyordu bir yandan. Açacak hali yoktu. Nasıl olsa kimse anlamıyordu onu. Ne
gerek vardı ki telefonu açmaya.
Ardından kapı çalmaya başladı.
Açmak istemedi. Ama ısrarla çalmaya devam etti. Sakinleşip yığıldığı yerden
ayağa kalkmaya zorladı kendini, kapı zili ardı ardına çalmaya devam ettikçe. Aynaya
bakmadan direk kapıya yöneldi. Aynadaki perişan halini görmeye hiç cesareti
yoktu. Kapının deliğini gözetlemeden açtı kapıyı.
Bir saat önce yüzüne telefonu
kapattığı adam, öylece bekliyordu elinde bir papatya buketiyle. Adamı
gördüğünden çok, papatyaları gördüğüne şaşkındı kadın. Defalarca en sevdiği
çiçeğin papatya olduğunu söylemesine rağmen, ilk kez görüyordu adamın bir papatyayla
geldiğini. Demek ki bazı şeyleri anlayabiliyordu. Belki biraz fazla yavaş
anlıyordu. Olsun geldi ya, bu bile yeterdi.
Çocuk gibi sevinerek adamın boynuna
atladı kadın. Sarıldılar birbirlerine. Seni seviyorum ve anlıyorum diye kulağına
fısıldadı adam. Karnının açlığıyla acı acı ağlayan bir bebeğin, annesinin
memesiyle buluştuğu andaki sakinliği gibi huzur doldu kadının içine. Ve kim
bilir kaçıncı kez affetti sevdiği adamı. Çünkü tek ihtiyacı olan şey sevildiğini ve anlaşıldığını hissetmekti. Bu his her şeye değerdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder